YÖGEP Nisan: Türk Eğitim Tarihi, Eğitim Sistemleri ve Politikaları

YÖGEP Nisan: Türk Eğitim Tarihi, Eğitim Sistemleri ve Politikaları

Yönetici Eğitimi Programı (YÖGEP ) kapsamında Nisan ayı konusu, "Türk Eğitim Tarihi, Eğitim Sistemleri ve  Politikaları" konulu toplantı gerçekleştirildi. Okulumuzda Şube Müdürü M. Salih ADIGÜZEL başkanlığında gerçekleştirilen toplantıya Okul Müdürü Adem KAYA ve Müdür Yardımcıları Mehmet ÇINAR ve Osman EMİR  katılmıştır.

23.04.2023 92

Eğitim en bilindik tanımıyla bireyde istenilen yönde davranış meydana getirme sürecidir. Bu tanımda ortaya çıkan ilk önemli nokta "istenilen yönde" bir bireydir. Bu da şüphesiz eğitim politikalarıyla belirlenecektir. İkinci nokta ise, "süreç" kelimesidir. Demek ki eğitim kısa süreli bir iş veya eylem değil uzun soluklu ve geleceğe dönük bir olaydır. Bu açıdan eğitimin bir başka tanımına bakıldığında: "Bireyleri ve toplumları biçimlendirme, yönlendirme, değiştirme ve geliştirmede işe koşulan en etkili süreçlerin başında kuşkusuz "eğitim? gelmektedir" (Uçan, 1982:1).

Eğitim Politikası

Eğitim politikası, en kısa tanımla toplumun ve devletin ihtiyaç duyduğu yönde vatandaşların okullar aracılığıyla yetiştirilmesidir. Şüphesiz her toplum, gelecekte var olmasını istediği bir birey yetiştirmek ister. Hükümetler bu yönde eğitim politikaları uygulamaları hazırlar. Bazen hükümetler, yaratmak istediği toplum düzenine göre politikalar belirler. Eğitim politikası ile ilgili Conant (1964:5) şöyle bir tanımlama yapmaktadır:"(...)eğitim politikaları her ülkeye göre değişse de hükümetlerce tüm dünyada yenilikçi eğilimler düşünülerek hazırlanılır ve ulusal niteliklidir."

Cumhuriyet Öncesi Eğitim Politikaları

Osmanlı devleti kendisinden önceki Türk-İslam devletlerinin eğitim anlayışı olan dini eğitimi devam ettirmiştir. Osmanlı?da eğitim veren kurumlar, Tanzimat Dönemine kadar medreselerdir. Medreseler, ilk, orta, lise ve üniversite eğitimi veren kurumlarıdır. Bu dönemdeki eğitim kurumları çoğunluğu vakıf kuruluşu olan, halk çocuklarına mahsus parasız sübyan okulları ve medreseler ile devletin üst kademelerine yüksek idareci yetiştiren Enderun Mektebi (Saray Okulu) idi.

19.yüzyıldan itibaren eski eğitim kurumlarının yanı sıra yeni eğitim kurumları da açılmaya başladı. Bunlar: " Rüştiye, İdadi ve Sultani adında orta dereceli okullarla, Tıbbiye (1827), Harbiye (1834), Mülkiye (1859) ve Darülfünun (1863) gibi yüksekokullardı. Bu durum ülkede mektep medrese İkiliğini meydana getirdi. Ülkede ayrıca azınlık (Rum, Ermeni, Yahudi) ve yabancı devletler tarafından açılan misyoner okulları da faaliyetlerini sürdüren okullar arasındaydı. Farklı din, dil ve kültüre dayalı programlarla farklı zihniyette nesillerin yetişmesine yol açan bu kozmopolit eğitim sistemi cumhuriyet dönemine kadar devam etmiştir" (Sofuoğlu, 2012: 10).

Cumhuriyet Dönemi Eğitim Politikaları

Cumhuriyetin ilk yıllarında ülkedeki eğitim durumuna bakıldığında, halkın %10'unun okuryazar olduğu görülmektedir. 1924 yılında çıkarılan Tevhid-i Tedrisat (Eğitim-Öğretim birliği) kanunu ile birlikte eğitimde çok önemli reformlar gerçekleştirildi. Bunlar; Karma eğitime geçilmesi medreselerin kapatılması ve ilköğretimin kız ve erkek tüm öğrencilere parasız ve zorunlu tutulması idi. Lozan Anlaşması ile ülkedeki tüm yabancı okullar Maarif Vekâleti'ne bağlanmıştı. Cumhuriyetin ilk yıllarında eğitim ile ilgili yapılan inkılaplar, yenilikler ve eğitimin temel özellikleri hakkında çalışma yapan Akyüz (1999: 283-284)'e göre, Cumhuriyet dönemi eğitiminin temel özellikleri şunlardır: Dönemin siyasal, ekonomik, hukuki, kültürel değişmeleri gerçekleştirildiğinde toplumun %10'u bile okur-yazar olmadığı için, bunların kitlelere benimsetilmesi ve kökleşmelerinde eğitimin oynayabileceği rol her zamankinden fazla anlaşılmış eğitime bu nedenle önem verilmiştir. 

23-04-2023

29-03-2023